hoşuna gitti
hoşuna gitti
- Polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber gazı sıkıldı.
- Sağlık Bakanı “Tecavüze uğrayan kadının bebeğine devlet bakar” dedi.
- Kürtajı yasaklayacak kanunun Haziran’da meclise sunulacağı açıklandı.
- Havayolu…
Basının umrunda değil.
Sayın Başbakan,
Son zamanlardaki açıklamalarınız, devletin kadın bedeni üzerinde yeniden söz hakkı istediğini düşündürmekte, bizi kaygılandırmaktadır.
İlgisi olsun olmasın tüm platformlarda kadın ve bedeni üzerinden siyaset yapmayı bırakınız.
* İstenmeyen gebeliklerin kürtaj dışında engellenmesini istiyorsanız, yurttaşlarımızın doğum kontrolü konusunda bilinçlendirilmesi ve ücretsiz hizmet alabilmesi için çalışınız.
* Nüfusumuzun artmasını ve güçlü bir ülke olmamızı istiyorsanız, önce kaliteli eğitimi Türkiye’nin her köşesindeki kız ve erkek öğrencilere eşit bir şekilde ulaştırınız.
* Her anne-babaya, çocuklarının eğitimini, geleceğini istediği gibi sağlayacak işi ve geliri elde edeceği ekonomik fırsatlar sununuz.
* 2005 yılında iktidarınız sırasında Ceza Yasası’nda düzenlemesini yaptığınız kürtajı şimdi birdenbire cinayet olarak görmeye başladıysanız, Türkiye’de her gün işlenen en az beş kadın cinayetini de görünüz, engelleyici düzenlemeleri yapınız.
* Sezaryene karşıysanız, hastanelerde gereksiz yere yapılan tüm tetkiklere bir düzenleme getirilmesini sağlayınız.
* Kadınların kendi bedenleri üzerindeki söz haklarını, istediği zaman, istediği kadar çocuk doğurabilme özgürlüklerini tartışmayınız, tartıştırmayınız.
Biz kadınlar varoluşumuz ve duruşumuzla ilgili kazanılmış tüm haklarımızı yeniden hiç kimsenin tartışmaya açmasını uygun bulmuyoruz.
Bunun ülkemizin gelişmişlik endeksinin geriye gitmesi olarak görülmesini ve anlaşılmasını istiyoruz.
"
İki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış şöyle ki ;
“Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.”
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Cornell Üniversitesi’ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik “Nasıl geçti?” sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi…
Soruların yüzde 10’una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların “testin yüzde 60’ına doğru yanıt verdiklerini” düşündükleri; hatta “iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları” ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90’ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70’ ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu’nun metni yazıldı:
“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.
‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.
Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü’ davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler… Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler… Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar…”
N’olur fazla mütevazi olmayın!…
“Siz de çevrenize şöyle bir bakın” diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti…
Bence Dunning ile Kruger’in, bu çalışmalarıyla 2000’de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi’nin Ig Nobel’ini alma nedeni “cahil olmamalarıydı”.
Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel’in bir sözüyle bitiriyorum:
“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”